Yazınak         EDEBİYAT TOPLULUĞU

Tem 28

DERİN DÜŞÜNCE

Kültürel, değerlerin insanlık çatısı altında gün yüzüne çıkartılması ve kopuk ilişkilerin aşılacak sevgi köprülerinin aynı dili konuşmakla mümkün olacaktır.

Artık Türkçe olimpiyatları içimizde çağlayan bir ses oldu. Her gün büyüyen her sene yeni bir yaprağını ekleyerek büyüyen çağlayan.İçimizdeki hasret içimizdeki sevgi içimizdeki ne çok ses oldu Türkçe olimpiyatları.Türkçe sevdalısı gençlerin Türkçeyi büyük bir aşkla bu dili öğrenmek, edebiyatımızı incelemeleri karış karış edebiyatımızı dilimizi arşınlamaları Türkçe’nin yükseklere çıkmasının en iyi göstergesidir.Şiir yazmak  dilinden altın çıkarmaktır.Biz bu altını Türkçe olimpiyatlarında defalarca gördük görmeye devam edicez. Her sene daha değerli altınlarla seslerle birbirinden  Türkçe  parçalarla karşımıza çıkarak Türkçe’nin ne büyük sevda olduğunu her sene gösteriyor Türkçe olimpiyatları.

Artık sevda güneşinin Türkçe güneşinin olduğu zamandır.Daha nice gönülleri kucaklayan, Türkiyem demektir Türkçe olimpiyatları hiç bitmiyecek ateş 120 ülke 130,190 daha birçok ülkeyi kucaklayabilir Türkçe olimpiyatları hasretin, aile özleminin daha aranmadığı zamanlardır. O sevgi atmosferi derin düşüncelere daldığımız biz kimiz sorusunu kendimize sorduğumuzda Türkçe olimpiyatlarında cevabını bulduğumuz zamandır.Artık inanınca, sahiplenince Türkçeyi islamı kalbimizde hissedince Kelime-i şahadet getirmektir. İslama Türkçenin insanlara açtığı yeni kapılar yeniden dirilmedir beklide..Artık yeni ufuklara yeni yönlere çevirdik rotamızı fedakar öğretmenlerimizin kuru aşıyla ziyafet sofralarında alamıyacağımız tatları aldık. Onların kanatları altında Türkçenin önemini susamışlığımızı giderdik.Mutluluğun, sevginin fedakarlığın tanımını daha iyi anladık.

Artık ne ümitlerle başlanılan Türkçe olimpiyatları bize hayatımızdaki bütün değer katmanlarını görmeyi fedakarlık kardeşlik dostluk nedir sorusunu ayna gibi yansıtması her gün daha da iyi öğretmesi bir güzelliktir aslında. Daha nice Türkçe olimpiyatlarına kardeşliğe,dostluğa selam olsun…

AYŞE ARSLAN

0
Yorum

Tem 27

Tükenmez Kalemden Mısralar

Sözlerin sustuğu, kelimelerin tükendiği anda tükenmez kalem yetişir imdat çığlıklarına. Yazmak belki de hiçbir şeyi çözmez ama rahatlatır, kurtarabilir mesela birikintileri taşırmaktan. Şiddetli yumruklar atmaktan, ağzına geri sokulamayacak büyüklükte baklalar çıkarmaktan alıkoyabilir.

Yazmak ‘giz’deki seni ‘göz’ önüne serer. Kendinden çıkıp ‘biz’ diyebildiğin herkese sunarsın içini, dışını ve dışındaki her şeye dair düşlerini. Kendini ‘biz’ sayan herkes alabilir ne varsa elinde, dilinde, kaleminde. Sen evrendeki her şeye borçlusundur. Aldığın ama geri vermediğin her şey adınadır yazmak. Borçlarını ödemeye bir yerden başlamaktır.

Kimi zaman bir peçete, kimi zaten bir kâğıt parçası, ya da bir duvar; Akif misali. Siyah silginin tozları, kalemin ‘çıtçıtları’, O,7 uç ‘Faber Castell’. “Yine mi gelmiyorsun maça?” diyen arkadaşın sitemi, yarına yapılacak tonla işler… Tıkarsın kulaklarını ve şunu duyarsın sadece: “Kalemini kalbine yakın tut ki kalbinden dökülsün mısralar.”

Şimdi masanın başındasın. Bir kâğıt parçası bir de kalem. İstediğin kadar özgürsün. Savaşları da bitirebilirsin, dünyayı da değiştirebilirsin. Yeter ki dokunsun parmakların harflere ve kalksın seni kuşatan anlamsız bütün sınırlar. Gecenin ikisi, üçü… Tatlı bir yorgunluk kuşatmış bedenini. Yazın bitmiş ve senden bir şeyler bırakılmış evrene. Düşünsene kıyıda bir gazete köşesi, ya da bir dergi sayfası, kim bilir tozlu rafta eskimeyen bir cilt kitapta adın. Değmez mi o yorgunluğa. Eee hadi o zaman ne duruyorsun devam et borçlarını ödemeye, tükenirse kelimeler tükenmez kalemini aç ve başla!

RECEP MUTLU

0
Yorum

YALÇIN HOST İNTERNET ve BİLİŞİM HİZMETLERİ