Avaz

Avaz

Ağu 18
Avaz

 

Bir çocuk yere düştü. An durdu, her şey suspus oldu. Ulu çınarın başına üşüşen kart sesli kargalar, sabahın serinliğinde akreple yelkovan buluşmadan ötüşen horozlar, hepsi ama hepsi suskunluğu seçti. Çocuğu düştüğü yerden kaldırabilecek, ona el uzatabilecek tek şey şefkat dolu az biraz da hırçın, bir tutam sitemkâr sesti.

1800’lerin sonlarında İstanbul’un Fatih’inde yere düşen o çocuğun adı Mehmet Akif idi. Bir süre doğrulamadı düştüğü yerden.

Ardından aşina olduğu o sesi duydu: Annesi Emine Şerife Hanım’ın şefkat dolu az biraz da hırçın, bir tutam sitemkâr sesini. Kanayan dizinin ağrısıyla doğruldu ve koşmaya devam etti. Akif, dizinin kanadığı o günü hiç unutmadı. O gün hayatının bir özetiydi, bir bakıma satır araları…

Şimdilerde bir genç oturur da kalemin, kâğıdın başına “ Mehmet Akif ki…” diye başlarsa söze ilk o olay düşer aklına.

Herkesin sustuğu, kart sesli kargaların çığırtkanlaştığı zamanda Türk milletiydi bu defa yere düşen. Bir ses bekleniyordu: Şefkat dolu az biraz da hırçın, bir tutam sitemkâr ses. Sonsuz bir vatan aşkıyla kuşanmış, yüksek ahlak sahibi, gür sesli, manevi bir önderdi aranan. Kim olabilirdi ki? Elhak! Zamanın gözleri keskindi ve iyi seçerdi, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden. Zor olmadı Mehmet Akif’i seçmesi. O hiçbir zaman ne sadece bir şair ne sadece bir devlet adamı ve de ne sadece bir din adamı olmuştu. O hiçlik koyunda yüzen bir dava âşığıydı sadece, kendi ifadesiyle. Seniyüddin Başak tam da bu konuda şu tespitte bulunur: “Akif in yeryüzünde tek bir kusuru varsa o da tam bir dava adamı oluşudur.”

O hür fikrinden, kayıtsız düşüncesinden dolayı hiçbir kalıba sığmaz ve sokulamaz. Bu yüzden çok zorluklar geçirir. Ama hiçbir olumsuzluğa kulak asmadan devam eder davasına. Kart sesli kargalara Balıkesir’den verdiği şu cevap oldukça manidardır. “ Cihan alt üst olurken seyre baktın öyle durdun da/ Şimdi bir serserisin kendi yurdunda!’’ Evet, bunu der ve yoluna öyle devam eder. “ Ya Rab bu ne uğursuz gecedir yok mu sabahı?’’ diyerek başlar mısralarına. Zifirî karanlıktır ortalık, geceler ise uzun. Bir boşluğun girdabında yurt. Bir ses bekleniyor. O sesin sahibini haber verir Ömer Seyfettin: “Akif’te umman gibi bazen dalgalanan bazen sakin fakat son derece muhteşem derin şiir anlayışının akislerini görürüz.’’

İşte o ses milli bir yemindir. O ses ‘İstiklal Marşı’dır. O görevi Akif’ten başkası taşıyamaz şüphesiz. Yedi yüz aday vardır sözde rakip. Ama o ruh hiçbirinde yoktur. Elbette kabul görür İstiklal Marşı 1921’in martında…

O gün mecliste marş okunurken oluşan duygular bir daha eşine rastlanmaz cinstendir. Mebuslar elleri kıpkırmızı kesilene kadar alkışlarlar bu destanı. Akif ise kapanabildiği kadar kapanır yere ama o kapandıkça ruhu yükselir göklere, hür ve gem vurulmaz güvercinler misali.

Mustafa Kemal Atatürk de orada hazır bulunanlardandır. Marşın onu en çok etkileyen mısraları ise: ‘’ Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet/ Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal’’ olmuştur. Yere düşen çocuk anne sesini duymuştur artık. Bütün gürültüler lal eylemiş, şefkat dolu, az biraz da hırçın, bir tutam sitemkâr ses yankılanmaya başlamıştır gök kubbede. Dizi kanayan çocuk kalkmış ve koşuşturmaya başlamıştır.

 

Mehmet Akif bir diriliş destanının harflerini çizmiş, gönlümüzde yer etmiş ve kuş olup uçmuştur sonsuz güzellikler ülkesine.

“Ya Rab bu ne uğursuz gecedir yok mu sabahı?” demiştin üstat. Ve biz güneşli bir sabaha uyandık, gök parlak ve olabildiğine masmavi, Sağ ol üstat sağ ol her şey için!…

Recep MUTLU

recepmutlu@yazinak.com

Bu yazı toplam 24 defa okundu.

8 kişi fikrini paylaşmış.

  1. Servet RUTÇİ

    Bu yazınla Mehmet Akif’in yolunda olduğunu gösterdin. Onun gibi kaleminle yıllara meydan okuyup, kendini geleceğe taşıman dileğiyle…

  2. yetkinn

    tebrikler recep çok başarılı bi çalışma olmuşş..

  3. paylaşım için sağol

  4. Güzel Paylaşım Teşekkürler…

  5. Teşekkürler çok güzel bir yazı

  6. Allah bir daha yazdırmasın

  7. Srp

    Paylaşım İçin Teşekkürler. Siteniz Çok Güzel Makaleler Paylaşıyor…

  8. eren safinaz

    helal çocuk

Ya senin fikrin? Haydi Yorumla!