Büyüdük mü?

Büyüdük mü?

Tem 29
Büyüdük mü?

Sabahın ilk ışıkları… Deliksiz bir uykunun ardından hayata inat kalkıyorum sıcacık yatağımdan. Her sabahki gibi radyoyu açıyorum. Antika benim radyo, frekansı bulana kadar kolum yoruluyor her defasında. Nihayetinde dinlemeye başlıyorum sabah ajanslarını. Babamdan kalma alışkanlıklar bunlar.   Ama onlarsız yapamıyorum. Ve ilk haber ; gece aniden bastıran kar yolları kapattı. Ne! Elimde sıcacık kahve fincanı pencereye yöneliyorum, perdeyi açar açmaz gözlerim ışıldıyor karın beyazlığı ile. Kar yağmış gece dışarıya usul usul. Yağmura ve rüzgara inat, kapamış tüm kapılarını akan hayata ve insanlar. Offf… Şimdi çekilir mi bu çile? Kahvemi tazeleyip pencereden ayaküstü bakarken saçları beyazlamış dağlara, radyo son haberi düşürüyor ortalığa. Bölgedeki tüm okullar tatil! Ön pencereye geçiyorum sokakların durumunu görmek için. Aman Allah’ım! Bütün çocuklar dışarıda. Haberi benden önce duymuşlar ya da o minicik dünyalarına bunu karar kılmışlar. Bir kısmı eski top sahasında kartopu  oynuyor, bir kısmı köpükten kızaklarla kayıyorl, diğerleri de kardan adam yapıyorlar. Kardan adam boylarının en az üç katı büyüklüğünde. Kardan adamın kafasını tamamlamak için aralarından en ufak olanını sırtlarına almışlar. Düştü düşecek gibiydi ufaklık. Ama o kadar mutlu, o kadar sevinçlilerdi ki, düşseler de bitireceklerdi eserlerini.

Daha okula başlamadığım yıllar… Baba! Baba! Baba! Baksana her taraf bembeyaz olmuş nidalarıyla kaldırmaya çalışıyorum babamı o gün yatağından. Gece geç gelmişti işten. Yorgunmuş, dinlenmeliymiş kimin umurunda? Çıkmışım yatağın tepesine tepiniyorum. Aklımca babamı uyandırmaya çalışıyorum. Ne var oğlum? Beyaz olan ne, o kadar neden bağırıyorsun? Derken yataktan atlayıp bir hışımla pencereyi açıyorum. Işıl ışıl parlıyor her yer. Erken yağan kar sürpriz olmuş bizimkilere, büyüklere. Ama bize…? Kapıdan bir hışımla çıktın ve karşıma geldiğinde sadece gözlerini görüyordum  der anlatırken o günleri. Elinden tutarak götürmüştüm babamı zorla zorla dışarıya. Kar topları atmıştık birbirimize. Kardan adamlar yapmıştık ve arkadaşımdan aldığım köpükle beraber kaymıştık saatlerce. Koşarken karların içinde uzanmıştık derin yerlere ve kelebekler çizmiştik el ve bacak hareketlerimizle. Sırılsıklam olduğumuzda eve girme vaktinin geldiğini anlamıştık. Eve girdiğimizde parmak uçlarımızı hissetmiyorduk ve tir tir titriyorduk. Donmuştuk, burnumuzda kıpkırmızı olmuştu ve kulaklarımızı hissetmiyorduk ama çok mutluyduk. Bir daha o kadar mutlu olduğum olmadı. Sobanın başına geçmiştik babamla ve ben onun omzuna koymuştum kafamı. Uyuyakalmışım…

Fincanda yudumlayacak kahve kalmayınca ve de rüzgar çığlık atmaya başlayınca kalmak zorunda oluyorum eski dünyamdan. O zamanlar habersiz kar yağardı. Gece mışıl mışıl uyurken çocuklar sabah kara uyanırlardı yataklarından. Camdan dışarıya sevinçle bakardık ardından da haberlere koşardık. Saatlerce televizyon başında okullar tatil haberini duymak için pür dikkat kesilirdik. Hasta olana kadar karla kavga eder, gündüzleri bitirmezdik. Geceleri  yağan kara kulak verir, sabahları iple çekerdik. Ertesi gün yapılacakları düşünmezdik. Oyunları hayal eder rüyalara dalardık. Ya şimdi? Kar yağmış offff… Yollar kapanmış puff…  İşe nasıl gidecem  hıff… Hava buz gibi offf…

Yağan kar her zaman bembeyazdı. Her zaman soğuktu ve her zaman yolları kapatırdı. Değişen bu durumlar olmadığına göre değişen ne ? Kocaman bir biz… Büyüyoruz galiba…  İçimizdeki çocuğu arka plana atmış hayata fütursuzca tutanmaya çalışıyoruz. Yapabiliyor muyuz? İçinizdeki çocuğu yaşatmak dileğiyle….

Alimurtaza Rutci

Bu yazı toplam 27 defa okundu.

2 kişi fikrini paylaşmış.

  1. eren safinaz

    vay be..

  2. merve kutlu

    büyüdük..

Ya senin fikrin? Haydi Yorumla!