Gizemler Ülkesine Seyahat-1
Gizemler Ülkesine Seyahat-1
May 31
Hayalimde ki gizemler ülkesine birgün gitmek gerçekleşecekmiydi…
Çin tarihin derinliklerinden beri avrupalılar için bir gizem arzetmiş. Bu ülke teknoljinin elvermesiyle ulaşılmaz olamaktan çıkarak bir çok dünya gezginin uğrak noktası olmuş.
Avrupalıların keşfiyle büyük bir pazar haline getirilen Çin simdilerde sanki tarihin öcünü alırcasına dünyaya meydan okuyarak pazar haline getirmeye çalışmaktadır.
Çin benim için geri kalmişlığın ve tarım toplumunun bir misali olmuşken, şimdilerde teknoljiiın ve üretimin merkezi olmuş.Çini tarih boyunca 24 hanedan yönetmiş.Tarih de çok badireler atlatmıs. Hatta Cengiz Han ın büyük yıkımından sıyrılmışlar. Günümüze kadar gelerek tarihin en eski medeniyetlerinden Çin medeniyetini zamanımıza taşımışlar.Avrupalıların 18.yy sonraki akınlarıyla bir hayli yıpranmış.İmparator Avrupalıların ülkeyi bir uyuiturucu pazarına çevirmelerine dayanamayarak İngilizlerle 1840-42 Afyaon savaşını yapmaktan bile çekinmemis.Halkı için kanlı bir yenilgiyi bile göze almış.
Çin 1970 yıllara kadar tarım toplumu görüntüsü verırken 1980 yıllardan sonra hızlı bir yükselişle dünya pazarlarına girmeyi başarmiş.
Bütün bu bilgiler ışığında Kazakistan’dan beş kişilık bir öğrenci gurubunu bütün Çin’i bir ay boyunca gezeceğimiz zorlu bir yolculuğa hazırlıyorum.Geziyi planlarken gidilecek sehirler,takip edilecek rota,kullanılacak vasıtalar ve varılan noktalarda kaçar gün kalınacak. Bunların hepsini düşünüyorum.İnternetin ve kitapların desteğiyle bir plan yapıyorum.
Kazakistan’dan Pekin’e ulaşıp bir hafta pekinin altını üstüne getirip,sonrasında Pekin-Tibet arasında açılmış olan dünyanın en uzun(4000km) ve en yüksek (5200m)demiryolu hattını kullanarak dünyada ki bir cok insan için bugün bile hala bir gizem olan
Tibet’e ulasmak.Tibetin otantik ve dini havasını alıp oradan Çin’in
tam merkezinde bulunan ve klasik Çin kültürünü yansıtan Çongçing şehrine ulasıp.Daha sonra Sarı nehrin (yangze river) güney Çin denizine düküldügü yerde kurulmuş olan büyük sanayi merkezi Guanju(eski bir kanton) sehrinrine de uğrayacam.Oradan doğunun Hawai’si olan Çin’in güneyinde Kamboçya nın hemen doğusunda bulunan Hainan adasında tropikal bir geziyi gerçekleştirip tektar Pekin üzerinden Dogu Türkistan’ın başkenti Urumci’ye, oradan Kazakistan’a dönmeyi hedefliyoruz.Simdilik bu yazımda Pekin gezisi sırasında ki izlenımlerimi aktaracam.Şunu da hatırlatayım sadece pekin ayağına kadar yolculuk tam planlandı.Pekiınden sonrasının rotası Pekin’de planlayacak ve koordine edeceğim.Bakalım bizi ne bekliyor büyük Çin topraklarında…
Bizim için şimdilik en büyük problem yemek.Nerede,nasıl va neyi yiyecektik.Ama bütün bu zorlukları göze alıyor ve yolculuk hazırlıklarına başlıyoruz.Yolculuk sırasında hareketimizin hızlı olmasını dikkate alarak, mevsimin de yaz olması nedeniyle yanıma fazla yük almamak icin bir sırt çantasına sığacak kadar bir eşya alıyorum.Öğrencilere de az eşya almalarını hatırlatyorum.
Bir aksam üstü Airastana ile altı saatlik bir yolculuktan sonra gece vakti pekinin semalarına dogru alçalıyoruz.uçağın camından pekin cok muhteşem göründü güzüme.Büyük ve geniş caddeler uçsuz bucaksız bir sekilde kayboluyor uzaklarda.Bana çok düzenli bir şehir izlenimi verdi bu gecenin karanlığında.Bakalım karsımıza nasıl bir şehir çıkacak.
Havlimanında Kazakistan’dan Pekin’e yüksek lisans eğitimine gelmiş Kuantay bizi bütün sıcaklığıyla karşılıyor.Gezimizin pekin durağında bizim rehberimiz Kuantay. Pekin gececenin ilerleyen vakti olmasına rağmen havası bana çok sıcak ve nemli geldi.Şehrin ışıkları altında yarım saatlik bir yolculuktan sonra Pekin devlet üniversitesi kampüsü içinde oluşmuş yüksek binaların oldugu bir semte ulşıyoruz.Kuantay bizi kendi kaldığı evde misafir edecek.Otuz katlı bir binanin önüne gelince Kuantay saat onbirden den sonra asansörün çalışmadığnı söyledi.Neyse yorgun da olsak son bir kuvvet ondokuzuncu kata kadar sürüne sürüne elimizde eşyalarımızla ulaşıyoruz.Gece bu yorgunluk üzerine Kuantay bize bir yorgunluk çayı içiriyor.Yorgunluğumuza fazla dayanamayıp herkes bulduğu yatağa kendini atarak mışıl mışıl uyumaya geçip büyük gezi öncesi enerji toplamaya çalışıyoruz.
Sabah erkenden güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra Pekin’in en eski yerleşim bölgesinde bulunan Çin İmparatorluk Sarayı’na doğru hareket ediyoruz.Özellikle Çin Halkı’nın yaşantısına ve kültürünü yakından tanıyabilmek için elimizden geldiğince toplu taşıma araçlarını kullanmaya çalışıyoruz.Sokaklar ve caddeler oldukça kalabalık.Bisikletse hayatın vazgeçilmez bir vasıtası bu coğrafyada.Ama sehir modern görünüme sahip.Herkes bir tarafa koşuşturma içinde.Yaklaşık yarım saat sonra bu kalabalık insan selinin arasından sıyrılarak Çin İmparatorluk Sarayı’na yani Yasak Şehre geliyoruz.Binlerce yıl Çin’i yöneten bu gizemli saray nasıl bir yerdi.Sorumun cevabını bir kaç dakika sonra bütün çıplaklığıyla bir anda karşımda buluyorum.
Pekin şehrinin merkezinde göz kamaştırıcı ihtişamla yapılan sarayların arasında özellikle “İmparatorluk Sarayı”nın yeri ayrıdır. Dünyanın en büyük imparatorluk sarayı ünvanını da elinde bulundurur. İmparatorluk Sarayı’na “Mor Şehir” veya “Yasak Şehir”de denilmekte. Burada, Ming Hanedanı ve Qing Hanedanının toplam 24 imparatoru yöneticilik yapmış. Mor şehir veya Yasak şehir denilmesinin arkasında bir hikaye vardır. Feodal toplumda, imparator en yüksek makamda olmasından dolayı saray yüksek duvarlarla çevrelenmiş, halkın içeri giremeyeceği şekilde sıkı bir koruma altına alınmış. Bu yüzden sarayın adı “Yasak Şehir” olarak da anılmaya başlanmıştır. Eski çağlarda gök hakiminin, Gök Sarayında yaşadığına inanılırdı ve halk arasında bu saraya “Mor Saray” denilirdi. Feodal zamandan beri imparatorların göğün oğlu olduğuna inanıldığından, onun yaşadığı sarayda Mor Saray olarak anılırdı. İmparatorluk Sarayı için Yasak şehir adının yanısıra Mor Şehir olarak anılması bu yüzden. Sarayda toplam 9999 oda yer almakta. Sarayı çevrelen duvarların yüksekliği aşağı yukarı 10 m.dir. Yasak şehiri kısmen çevreleyen 50 metre genişliğinde bir de hendek sarayın dışında yer almakta.
Sarayın ilk bahçesinde Çin tarihinin bir çok olayına şahit olmus bin yıllık ağaçlar sanki tarihe meydan okuyor.Ama ağaçların yıkılmaması için demirden profillerle desteklendiği de gözümden kaçmıyor. Klasik Çin mimarisini yansıtan bu şehrin işçiliği çok ince detaylarına varıncaya kadar mükemmel bir şekilde işlenmiş.Sarayın her tarafında ejderha yada ejderha görünümlü hayvan motifleri dikkatimi çekiyor.Yine içerdeki avlulardan birinde mermerden yapılmış bir merdiven ve üzerinde sanat değeri olan motifleri görüyorum. Çok büyük bir alana yapılmış olan bu devasa saray büyük bir şehir görünümünde adeta.Her avlusu ayrı bir güzelliğe sahip olan sehir,saraydaki binaların içinden geçitlerle yeni bir avluya oradan başka bir avluya derken sayamayacak kadar cok avludan geçtikten sonra sarayın en son geçitinin ünlu Tiananmen meydanina çıktığını görüyorum.Dünya’nın en büyük meydanı ünvanına sahip bu yer, yaklaşık bir milyon insanın sığabileceği büyüklüktedir.Bir anda tek başına Çin ordusuna yada sisteme meydan okuyan o Çin’li genç gözümde canlanıyor…
İsmail BÜYÜKAY
Çin macerası burada bitmedi! Yazı dizisinin ikinci bölümü sadece üç gün sonra, 03 Haziran Cuma günü yine Yazinak’ta!
Bu yazı toplam 91 defa okundu.



Her noktaya güzel değinilmiş. Yazanın ellerine sağlık.
ilerde ben de gidip görmeyi istiyorum.senin yazıdan bir kaç yeri not aldım.