Hapishanedeki Dayıma Mektup

Hapishanedeki Dayıma Mektup

Ağu 09
Hapishanedeki Dayıma Mektup

Hapishanedeki Dayıma Mektup

 Bismillah…

EsselamünAleyküm…

Dayıcığım namaza başladığını duydum.Maşallah ALLAH devamlı kılsın.Namazlarda bizlere de dua et.Yaklaşık bir yılın kalmış.Allah sabır versin.

 

Senin hapishane deki sıkıntılarına mukabil Rabbimizin sana bahşettiği binler mükafatı sana hatırlatacak ve ders verecek olan , Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri bu ayetden anladığı ya da kalbine anlatıldığı o manaları bir mübarek kitabında
yazmış…


Dayıcığım Hz.Eyub(a.s)’ın ,duymuşsundur, güzel bir kıssası
var.

Kısaca Şöyle: Bir zaman sabır kahramanı Hz.Eyub(a.s) pek çok yaralar
içinde kalıyor… Tam bir sabır ile o hastalığa o musibete karşı
dayanıyor… Üzerinde ki o musibetin kalkması için hiçbir sabırsızlık
göstermiyor… Ta ki : o dehşetli yaralarından ortaya çıkan kurtlar kalbine ve diline ulaşıncaya dek… Kalbine ve diline zarar veren o hastalığın üzerinden kalkması için bu sefer Allah’a yalvarıyor.Ve diyor: ‘‘Ya Rab!Zarar(yani o musibet,hastalık) bana dokundu.Dilim zikrime,kalbim kulluğuma zarar veriyor’’ ve Allah duasını kabul ediyor eski sağlığına kavuşuyor.

Peki neden sabır göstermedi?

Çünkü: kulluğunu tam yerine getirememek korkusuyla Allah’a sığınıyor.Bu yalvarışı kötü niyetsiz ve safi olduğundan , Allah dünyada duasını büyük bir mukafatla kabul etmiş….

 

İşte bu kıssada ki Hz.Eyub(a.s)’ın şu
münacatı : ‘‘Ya Rab!Zarar(yani o musibet,hastalık) bana dokundu.Dilim
zikrime,kalbim kulluğuma zarar veriyor’’ Kur’an da bir ayet olarak bahsedilmektedir…Bu ayet-i kerimeden anlayacağımız;

 

    Birinci Mana


Hz.Eyub(a.s)’ın o yaralarına
benzer olarak da bizimde içimizde manevi yaraların olduğudur ve bizdeki manevi
yaraların Hz.Eyub(a.s)’ın yarasından daha büyük ve daha kötü olduğudur. Peki ama nasıl? O yaralar günahlarla oluyor…Eğer o yarayı tevbe ve istiğfar ile imha
etmezsen,temizlemezsen o yara daha da büyür ve sana çok büyük zararlar verir.Hz.Eyub(a.s)’ın
hastalığı bu kısacık dünyasını tehdid ediyordu.Ama bizim içimizdeki manevi
yaralar sonsuz bir alemi,yani ahireti, tehdit etmektedir.O yüzden bizim bu
içimizdeki yaralar daha zararlıdır.Bu cihetle yaralarımızı hemen tedavi edecek bir ilaca , yani tevbeye , başvuracağız…Evet, o yaraların merhemi tevbedir.Dayı bolca tevbe ve istiğfar etmelisin…Rabbinden af dilemelisin…

      İkinci Mana


Hayatda başımıza gelen
musibetlere karşı üzülmeye,dertlenmeye,şikayete(mesela,of neden oldu
bunlar?gibi…) üç cihetle hakkımızın olmamasıdır.

Birincisi: Allah insanı kendi san’atıyla yaratmıştır.Yani,insanı bir model
olarak yaratmıştır.Bu yüzden insanda gösterdiği san’atını istediği gibi
düzenler,keser,biçer(bir terzi gibi)…Mesela Şafi(şifa veren) ismi hastalığı,Rezzak(rızık veren)
ismide açlığı gerektiriyor.Hastalık ve musibet olmasaydı Şafi(şifa veren) ismi
anlaşılmazdı.Eğer insana açlığı tattırmasaydı Rezzak(rızık veren) ismi
anlaşılmazdı ve bilinmezdi.

İkincisi ve Üçüncüsü: İnsanın hayatı musibetlerle ve hastalıklarla olgunlaşır ve
kuvvet bulur ve de arınır.Nasıl olgunlaşır?Şimdi bir insanı düşün hep dünyada
keyifler (şan,şöhret,para gibi…) içinde yaşıyor.Ne olur bu adam dünya
sarhoşluğundan sadece kısacık ömrünü düşünür.Eğer Allah onu seviyorsa musibet getirir başına…İnsanoğlu da zaten ne zaman başına bir hastalık
gelse hemen Allah’a sığınır ve Allah’ı hatırlar…

O zaman Allah’a dayanır…Eğer dünyada para ve keyif içinde olsaydı,işte o zaman insan Allah’ı unuturdu.Gaflete düşerdi…Buna göre musibet insanı tam bir olgunluğa sevkediyor.Asıl vazifesini,kulluğunu hatırlıyor.Bu yönle musibet musibet değil büyük bir uyarı ve rahmettir.Mesela bir çoban koyunlarının başka bir tarlaya girdiğini görse o zaman eline bir taş alır ve koyunlara atar.Koyunlarda anlar ki: biz yanlış bir şey yapıyoruz.Memnuniyyet ile o zararlı işten dönerler…İşte bizde şükretmeliyiz.

 

Hem düşünsen Allah insanı dünyaya keyif ve sefa çeksin diye göndermemiş.Burası imtihan yeridir,keyif yeri değildir.Hem o
musibet zamanında insan şükretse,sabretse o hapishanedeki bir saatin güzel bir şekilde Allah bir gün ibadet hükmüne çevirir.Belki de bu musibet geçmiş
günahlarının bağışlanması için bir vesile olur.İnşallah bu
musibet sayesinde günahlarındanda arınırsın.Bunu da düşünsen zaten musibete ağlamak değil sevinmek gerekir…

Üstad Bediüzzaman Hazretlerini dinle,bak ne diyor?!

 

      “Ey insan! Kendini kendine Malik(sahip) sayma, sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Öyle ise beyhude(lüzumsuz) ızdıraba düşüp azap çekme, mülk başkasınındır. Dehşet aldığın zaman ‘Mevla’m görelim neyler, neylerse güzel eyler’ de, pencerelerden seyret, içlerine girme.”

 

        Allah sabır ihsan eylesin…

                                                    Yeğenin Furkan(Nur_Yazar-SiyahNur)

      

Bu yazı toplam 104 defa okundu.

6 kişi fikrini paylaşmış.

  1. paylaşım gharika teşekkürler

  2. Yüreğinize ve kaleminize sağlık

  3. eren safinaz

    seviyorum seni cocuk.

  4. Nur_Yazar

    yorumlar için sağolun….

  5. Yüreğinize sağlık.

  6. hocam döktürmüşsünüz,harika olmuş,allah kavuştursun.

Ya senin fikrin? Haydi Yorumla!