Hayata gözlerini yeni açan bir bebek. Adı Hayri.Doğar doğmaz acılar içinde sıkışıp kalan.Bütün aksiliklere rağmen yavaş yavaş yükselen bir genç.Daha iki yaşına gelmişti.Annesini kaybetmiş, daha neyin ne olduğunu bilmeyen bir yaşta iken.Kız kardeşleri vardı.Annesi öldükten sonra doğal olarak ona kalmıştı küçük yaştaki kardeşlerine bakmak. Elde avuçta olmadıktan sonra nasıl geçinecekselerse öyle geçineceklerdi. Köylülerin yardımı olmadan hayatta kalma ihtimali olmadığından on kardeşten beşi gitmiş beşi kalmıştı. Babasının kazandıkları ise ucu ucuna yetiyordu. Beş kardeşe bakmak da göründüğü gibi kolay değildi.
Büyümüştü, artık ilkokul çağına gelmişti. Her gün beş kilometrelik yolu çamurlar içinde gidip geliyordu. Bazen evine geç kalırdı, babası aramaya giderdi, bulduğunda ise arkadaşlarıyla oyuna dalmış bir şekilde buluyordu.Her yaramaz çocuk gibi Hayri de dayak yiyerek evine dönmek zorunda kalıyordu.O zamanlar bir kıza vurulmuştu çocukluk aşkı işte.Ama ailelerin baskıcı bir yönetime sahip olduğu için yaklaşamıyordu…
Okullar sömestır tatiline girmişti. Tatil de köy arkadaşı olmadığı için evde oturuyordu. Bir gün kendisinden bir yaş büyük olan abisinin arkadaşı gelmişti. Küçücük Hayri onlarla gitmek için peşinden koşturuyordu. Abisi ise git gelme diyordu. Bu işe kızdığı gibi cebinden bıçağı çıkarmış kovalamaya başlamıştı abisini… Abisi kaçıyor Hayri kovalıyor… En son elinden almış bıçağı atmıştı. Eve geldiklerinde akşam vakti yani uykuları gelmişti. Yatağa yatmışlardı ama…Yarın sabah kalktıklarında…Küçük bir kedi de yanlarına yatmış sabah ise dümdüz olmuştu.Okullar açılmış günler birbirini kovalamış.Beş senelik ilkokulu yedi senede bitirmişti.Okulun son günü öğretmenleri: öğrencilerden ayrılmadan önce hangi meslek dallarını seçeceğini sormuştu.30 kişilik bir sınıfta herkes doktor,avukatlık,hakimlik,öğretmenlik derken.O küçücük Hayri ise severek yapacağı olan işi söylemiştir.’’Kaynakçılık’’.Bütün sınıfta adeta bir gülme tufanı kopmuştu.Herkes Dalga geçiyor Hayri ise onlar güldükçe dahada sevdiği mesleği yapma isteği içinde artıyordu.O gün annesinin mezarına gidip ağlamıştı küçücük temiz saf kalbiyle.Babası bütün işi ablasına yüklememek için.Üvey anne alacaktı.Ama işler olurunda gitmedi:Babası hapishaneye düşmüş işler daha da zorlaşmıştı.Artık beş kardeş kalmış evi yönetmek en büyük abilerine kalmıştı.Beş kardeşten ikisi maden ocağına yazılmış. 1 tanesi okuyordu.Ablası ise evde işlere bakıyordu.Hayri ise yapacağı mesleğinin için ilk adımları için çıraklığa girmişti.Günler geçtikçe yeni bir şeyler öğreniyor, her geçen gün içerisinde ustalığına yükseliyordu. Gün geldi vatan borcunu yapma zamanı geldi.Biriktirdiği para ile askere gitmişti.İlk vatani görev yeri Mardin’di.Teröristlerin yoğun olan bir bölgeydi.Kaç kere arkadaşlarını kaybetmişti gözlerinin önünde. İzinlerin olduğu zaman gelir memleketine çalışır , para kazanır, kazandığı paralarla gider askere.Babasına yük olmak istemezdi.Sayılı gün çabuk geçti.Askerlikte bitti.Sıra küçekken başladığı mesleği için dükkan açmaya.Eş dosttan topladıkları paralar ile Bursa’nın yolunu tuttular babasıyla.Babası küçükken yardım edememişti şimdi yardım etmek istiyordu.Makinalarını aldıktan sonra kargo ile gönderildi.Hayri yeni eşyaların gelmesi sevincinden olsa gerek.Sanki hiç koparılmayacak bir kurmuştu.İlk günlerde yakın yerlerde çalışırken, işleri ilerletmiş dış köylere de çalışmaya gidicekti, bir tane dostundan aldığı arabayla gidip geliyordu.Sıra evlenmeye gelmişti küçükken sevdiği kızı istemeye gideceklerdi.Hazırlıklar yapıldı.Evlerine gidildi ama.Fakir olduğunu söyleyerek geri çevirdiler.Ama babası araştırdıktan sonra bir talip daha buldu.Bu sefer ki olmuştu.Düğün hazırlıkları yapıldı. Düğün bitti.Sonra kirada oturdukları için abisinin yanına gitmeye karar verdiler ama sonradan vazgeçdiler.Sonra bir kızları oldu.Ama oğlan evlat istiyordu.Sağlıklı olsun yeter dedi.Artık kiradan kurtulmak için ev yapmaya karar vermişti.Alıcak bir yer bulmuştu.Ama her gün gittiğinde yer fiyatı artıyordu.Bir anlam verememişti.Evi yapılcak kadar para artınca sinirle gidip sordu ve ‘’Nedir bu iş diye?’’.Meğerse amcasıda o yere talipmiş.Sanki başka bir arsa kalmamış gibi o yerin fiyatını artırıyordu.Çevredekiler o kadardan yokluktan bu kadar bolluğa yükselmesini çekemiyordu.Ama her iş olacağına varır. Almıştı arsayı.Bu arada bir kızı daha olmuştu ama üç ay yaşayabilmişti.Cennetin bir kuşu olup gitmişti.Evin temel atma işlemleri başlamıştı ve her gün sabah namazından sonra gider çalışırdı.Bu arada bir oğlu olmuştu.Sevinçten ne yapacağını ne bilemedi.Evi bir an önce bitirmek için çabalıyordu.Kazandıkları paraları evi bir an önce yapmak için kullanıyordu.Evi yapmıştı.Artık ev ve dükkan kirasından kurtulmuştu.Evinin altına bir de dükkan yapmıştı çünkü.Artık çocuklarına yatırım yapma zamanı gelmişti.Çocukları büyüyordu.Artık çocuklarını her zaman kontrol eder.Yanlış yaparsalar düzeltmeye çalışırlardı.Çocuklarının iyiliği için elinden her geleni yapıyordu.Çocukları başarılar kazandıkça o döktüğü terlere değiyordu.Artık kızı ingilizce, oğlu ise hakim olmuş.Ve iki yavrusununda mutlu bir yuva kurma zamanı gelmişti.Her ikisinide ailesi düzgün olan birileriyle evlendirdi.Ve hayatını şöyle göz geçiriyordu bazen.Şu komik hadise aklına geldikçe tebessüm yüzünden eksik olmuyordu:İlkokuldayken dalga geçtikleri Hayri artık bölgesinin zenginlerinden olmuş.Çocuklarını okutmuş…O gün avukat, hakim, doktor, öğretmen olucam diyen çocukların hiç biri istediğini olamamış ama Hayri amacına ulaşmıştı.Arkadaşlarına sadece Hayri’yi kıskanmak kalmıştı.İşte bir şeye inandıktan sonra ve emin adımlar atarak ilerlersen ve Allah’tanda çok istersen neyi başaramazsınki…YETERKİ YAPACAKLARINA İNAN Kİ! İSTEDİKLERİNİ YAPABİLESİN…
HAKAN AKMANOĞLU



