Zamanın derinliklerinde bir yerde yoklukla örülmüş yalnızlıklarn başladığı an.Belki de günün son demleri zaman akıp gidiyor öyle ya da böyle içimi kemiren bir şeyler var elbette.Bakıp kalakalmak ardında ya da özlemle beklemek zamanın herhangi bir anını,öylesine mahzun ki sineler varıp gitmek gelse de bazen beklenen gelmeden gitmek,hiçlikte kaybolmak yok.Bir yerlerde kesişir belki ümitler kırık dökükte olsa avuçlarda ufacık bir sevgi kor gibi ama yakmasına rağmen hep ellerde hep en üstlerde.Kimbilir yanmadan yanmanın ne olduğunu ümitler tükenmeden beklemenin,özlemenin ne oldığunu.serin sularda üşümek mi vuslat ya da hep cehennem alevlerini büsbütün hissetmek mi?Bazen karanlıklar ardında kalsada yolunu bulabilmek mi?Görünen o ki vuslat bekleyen kişinin yüreğindeki sevgide,umutta dahası onların kocamanlığında nerde hissediyorsa kendini aslında orda ta kalbinin derinliklernden sızıp gelen bir yerde.. Vakit ..o vakit yeniden doğabilmek doğan her günle bir kez daha şükretmek sabahın ilk ışıklarıyla varlık bilinciyle bakabilmek kaybettiklerimizin ardından!!
KAPADOKYA
Kapadokya iki yanardağ arasında kalmış bir düzlükte doğanın akıl almaz güzellikteki taşlarının görsel şöleni… Kaçışlar mağaraların içine girilen, yerin yedi kat altında saklanan yaşamlar. Kapadokya yani güzel adlar ülkesi yani Ürgüp, Avanos ve Nevşehir arasında bir rüya…
İki defa gittim ikisinde de sonbahardı. Ağaçların turuncuya dönen yaprakları mağara evlerin arsında yürüyerek kayalara tırmanarak doğanın güzelliklerini izledik.
Melendiz çayının ikiye bölündüğü ıhlara vadisinin çay kenarında yürümek buz gibi suya elini sokmak, sonbaharın hüznünü vadinin içinde hissetmek için yüzlerce basamağı görmüyor gözünüz. Ağaçların altında yürüyerek ilk Hıristiyanlık dönemine ait kaya kiliselerine baktık. Ağaç altı, sümbüllü, yılanlı kiliseleri bunlardan bazıları… Mağaraların içi çökse de ana vadi yine çok güzel.
Göreme açık hava müzesi, UNESCO, dünya kültür miras listesinde yer alan bir varlığımız. Bu alanda 400′ ün üstünde kilise olduğunu söylemişlerdi.
Uç hisar merkezde ise bölgenin en yüksek kayası uç hisar kalesi üzerine çıkıldığın da çok geniş bir vadi ayaklarınızın altında kalırken karşıda Erciyes dağı da görünür ki bu manzara mükemmeldir.
Derin kuyu ve kaynaklıda kat kat indikçe şaşırtan ” Buralarda nasıl yaşamışlar ° sorusunu sorduran, yer yer daracık yollarından geçilirken eğilip bükülen yer altı şehirleri bulunuyor.
Avanos, ustaların turistlere şovlar yaptıkları, gruptan birini de denemeye davet ettikleri ve her defasında bir türlü şekle giremeyen sürekli eğilip bükülen çamurun yine usta tarafından bir köşeye, uzağa dönüştürülerek deneyene hediye edildiği küçük kaplarda elma çayı ikram edilen, çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Kızılırmak kenarındaki Avanos’ta ayrıca talakta halıların, tanıtıldığı süper halı şovlar yapıyorlar.
Kapadokya, bir kare gezilmeyle güzelliğine doyamayacağınız bu şehir. Herkese tavsiye
ederim.
AYŞE ARSLAN
0
Yorum



