Temsil-i Merhamet Timsali
Gökten iki melek indi. Her şey iki meleğin görevini icra etmesiyle başladı. Muhammed(a.s) daha peygamberlikle müjdelenmemişti. Henüz küçücük bir çocuktu.
Sütannesi Halime’ nin gözbebeğiydi. Süt kardeşleri, o iki meleğin kardeşleri Muhammed’ in kalbini alıp yıkadığını gördü. Telaşla koşup annelerine haber verdiler. Halime’ yi büyük bir telaş sardı. Muhammed’inin, göz bebeğinin, başına kötü bir hal geldi zannetti. Ama O gayet iyiydi. Allah(c.c)’ ın nuruyla kalbi yıkanmıştı. Her insanın kalbinde bulunan siyah nokta, artık O’nun kalbinden silinmişti. Çünkü; O ilerde peygamberlik nübüvvetini sırtladığında şefkatiyle, merhametiyle düşmanlarının kalplerine korku salacaktı. Mekkeli müşrikler savaş sonunda verdikleri esirlerin yasını tutmaya başladığında, o esirler Medine’ de en iyi şekilde misafir ediliyorlardı. Sahabe Efendilerimiz yedikleri yemeğin, giydikleri giysilerin yarısını onlarla paylaştılar. Hatta yemediler yedirdiler, giymediler giydirdiler yeri geldiğinde. Onlara bu merhamet hissini aşılayan kimdi? Tabi ki Hz. Muhammed(s.a.v)’ di.
Peygamber(a.s):” Esirlerin boynunu vurun. Bir tanesi dahi sağ bırakmayın.” Dediği zamanda, hangi Sahabe itiraz edebilirdi? Ama O her konuda örnek davranış sergilediği gibi bu konuda da örnek bir davranış sergileyerek şu sözleri söyledi:” Esir aldığımız kişiler bizim misafirlerimizdir. Herkesin yediklerini veya giydiklerini onlarla paylaşma konusunda en doğru kararı vereceğinden ve misafirlerimizi en güzel şekilde ağırlayacağından hiç şüphem yoktur.”. Tüm bunları söylediğinde esirlerin yüzlerinde korkudan eser kalmamıştı. Şaşkınlıkla karışık hepsinin yüzünde bir tebessüm belirmişti. Kalpleri Peygamber(s.a.v)’ e karşı biraz daha yumuşamıştı. Aylar sonra memleketlerine döndükleri zamanda, ailesi başta olmak üzere herkes onların öldüğü fikrine kapılıp hayatlarına devam ederken, onları karşılarında görünce şaşırdılar. Çünkü; onlar,haşa, Peygamber(s.a.v)’ i kendileri gibi zannediyorlardı. Esirlerin büyük işkencelere maruz kalarak öldürüldüklerini düşünmüşlerdi. Ama O Hz. Muhammed’di. O, merhamet, şefkat timsali bir insandı. Müşrikler de bunu bu olayla iyice kavradılar, “Bu davranış ancak Muhammed-ül Emin’ e yakışır.” dediler. Her konuda müşriklere dahi örnek olan Peygamber(s.a.v), merhamet konusunda da müşriklere müthiş bir ders verdi. Onların kalplerini imana ısıtmak için en iyi davranış biçimini gösterdi. Zaten bu amaç üzerine yaratılmıştı. Yaptığı her şey yapılabilecek en iyi şeydi. Uhud Savaşı’ nın sancılarının sürdüğü bir zamanda, müşrikler cephesinin en azılı askeri, savaşçısı olan Vahşi’ nin huzuruna gelmesini kabul eden, onun Müslüman olma arzusunu tasdik eden, geçmişte yaptıklarından dolayı ettiği tövbeye şahitlik eden, tüm bunlar olduğu sırada Hz. Hamza’ nın cansız bedeninin Vahşi tarafından parçalanışını, ciğerinin sökülüşünü gözlerinin önüne getirmesine rağmen, Vahşi’ ye şefkat, merhamet kanatlarını ardına kadar açan ve onu bağışlayan Peygamber(s.a.v) ’ in, merhamet nişanını başka yerde aramaya ne hacet. Eğer bu kadar merhametli olmasaydı, Vahşi gibi nice müşriklerin kalbi iman nuruyla nasıl aydınlanırdı? Merhameti bu kadar iyi hayatına yansıtıp temsil etmeseydi, Allah’ ın dinini, davasını nasıl bu kadar etkili bir biçimde anlatabilirdi?Hz. Muhammed (s.a.v)’ in ümmeti olduğunu iddia eden bizler, O’ nun merhametinin emarelerini ne kadar hayatımıza yansıtabiliyoruz? O, bizi şefaat bayrağı altına topladığı anda, eğer biz bu dünyada O’ nun merhametinden bir nebze olsun etkilenip etrafımızdakilere bunu hissettiremediysek, O’ ndan ne yüzle şefaat talep edeceğiz? Muhatabım olan nefsime hitaben diyorum ki: Ben ki Vahşilere, müşriklere, O’ na zulmeden herkese merhamet etmiş bir Peygamber(s.a.v)’ in ümmetindenim. Merhametten yoksun olan sana boyun eğmekten kendimi men ederim. Peygamber(s.a.v) misali bir temsille tüm varlıklara merhamet etme düşüncesine sahip bir kul olmak nasip olsun bana…
Temsil-i Merhamet Timsali
Ağu 30
Bu yazı toplam 22 defa okundu.



Ellerinize türeğinize sağlık…
türek değil özür dilerim yürek
güzel paylaşım ellerinize sapşık…
saolun estağruşullah ne demek sizlerin de türeğinize pardon yüreğinize sağlık….