Yazınak         EDEBİYAT TOPLULUĞU

Tem 15

Vatan Aşkı

Salih o gün köy ahalisinden eli silah tutan herkesin askere çağırıldığını gördü. Bunun üzerine kalbi vatan aşkıyla, şehitlikle yanan Salih kararını hemen verdi. Çanakkale’ye gidecekti. Bu kararı alırken aklının ucundan en ufak bir tereddüt geçmemişti.

Bu kararını hemen babasına söyledi. Bunun duyan babası oğluyla gurur duyar ve hemen izin verir. Annesinin ciğeri yanmıştır ama ne çare vatan daha kutsaldır. Babası da üzülmüştü fakat belli etmiyordu. Baba sağlamdı, baba sertti. İçi ise pek bir yumuşaktı.

Salih hemen bavulunu topladı. Zaten fazla da bir şey koyamazdı bavuluna. Birkaç parça çamaşır, çorap falan… Yokluk diz boyu.

Ertesi gün Salih valizini alır. Kardeşleri Ali, Seyid ve Abdullah’ı belki de son kez öper. Annesi Hafize ve babası Hüseyin’in elini öper ve dualarını alır. Herkesten helallik ister ve son kez Düzce’nin yeşiline bakar. Trene üzgün bir o kadar da sevinçli ve heyecanlı bir şekilde biner. Yola koyulur.

Tren yolculuğu sırasında yaşlı bir amcayla tanışmıştır. Amca gençliğinde birçok savaşa katılmıştır. Gazidir yani. Salih, amcanın da duasını alır. Tren Bandırma’ya vardığında Salih trenden iner. Öküz arabalarıyla Biga Yarımadası’na varır. Savaşın en çetin olduğu yerlerdedir. Komutanının ismi Hasan’dır.

Hasan Komutan, Salih’in eline hemen bir silah tutuşturur ve “Yürü yiğit zaman vatanı kurtarma zamanıdır.”der. Salih düşmanı devirmek için elinden geleni yapar. Karşılarında ise ANZAC denilen Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri vardır. Askerler sayıca üstündüler. Bu Salih’i daha da heyecanlandırmıştır. Salih ve arkadaşları tüm gün savaşmıştır ve hiç kayıp yoktur. Düşman da ise kayıp sayısı oldukça fazlaydı. O gece Salih rüyasında Peygamber Efendimiz (sav) i görür. Salih’e şunları söyler: ”Düşmandan geri durun.” Salih birden uyanır ve bu rüyaya bir anlam verememiştir.” Hayırdır inşallah” der, geçer.

O sabah kahvaltıda üzüm hoşafı vardır. Kahvaltıdan sonra cepheye koşarlar. İyice bastırmıştır artık. Geri çekilmekten başka çare kalmamıştır. Salih dün geceki rüyayı hatırlar. Komutanına geri çekilmeliyiz der fakat komutan ikna olmaz. Zor zahmet ikna etmeyi başarır. Düşman bastırır, bizimkiler geri çekilir ve sonunda bir ormana girerler. Ormanda hepsi bir yere saklanır ve aniden esrarengiz bir şey olur. Gökten bir sis bulutu iner ve ANZAC askerlerini götürür. Salih ve arkadaşları orada secde eder ve Allah’a şükrederler.

Allah’ın izniyle ilerleyen günlerde savaşı kazanırlar ama Salih görememiştir. Bir kör kurşuna devrilmiştir dağ gibi delikanlı. Ama olsun en büyük arzusuna kavuşmuştur. Şehit olmuştur artık o.

Savaş sonunda ise bir İngiliz Amiral’i şu açıklamayı yapar: ”Onlarda yeşil sarıklılar olmasaydı biz bu savaşı kazanırdık.”

Arkadaşları ise Salih’in annesine mektup gönderir. Annesi mektubu oğlu Ali’ye okutur. Anne acı haberi öğrenir. Yüreğine kor ateş düşmüştür artık. Babanın da içi yanar ama demiştik ya baba serttir diye istese de belli edemez acısını. Salih artık en başta anne ve babasının ondan sonra tüm köyün gururu olarak onların kalplerinde yaşamaya devam eder.

ADEM DAVRAN

0
comments

Yorum Yap :

YALÇIN HOST İNTERNET ve BİLİŞİM HİZMETLERİ