Zenginlikleri Farkedebilmek

Zenginlikleri Farkedebilmek

Haz 12
Zenginlikleri Farkedebilmek


Bir toplumun iç parametreleri, etkisinde bulunduğu bölgesel alanlar ve genel uluslar arası konjonktür arasında iç içe geçen daireler şeklinde doğrudan bir bağımlılık vardır. Bu dairelerin arasındaki hukuki sınırlar, statik dönemde daha belirleyici iken dinamik dönemlerde daha belirleyici iken, dinamik dönemlerde diğer faktörlerle belirlenmeye başlar. Özellikle günümüz şartlarında Türkiye’nin içine girdiği dinamik görünümlü dış politikası tarihi mirasından gelen hem kültürel, hem siyasi hem de dini yönden bölgesindeki hukuki sınırlarının dışına taşmasını gerektirmektedir.

Bu dış politikanın temeli; kalıcı ve kapsamlı stratejik yaklaşım, geçmiş tarihi zenginliğin, gelecek bağlantısını kurabilmek, tarihi derinlik analizi ile bölgesinin coğrafi şartlarını en iyi şekilde okumak ile atılabilir.

Türkiye tarih, coğrafya, nüfus ve kültür gibi değişmez zenginliği açısından kapasitesini reel güce dönüştürebilecek köklü bir alt yapıya sahiptir. Ancak birçok avantaj sağlayan bu durum, beraberinde birçok riski de içinde barındırmaktadır. Seksen yıldır Türkiye’nin etrafında bir tek dost ülke kalmamış, suni düşmanlıklarla bu güçlü ülke kabuğunun içerisine hapsedilmiştir.

Balkanlar-Kafkaslar-Ortadoğu üçgeni göz önüne alındığında coğrafi olarak dünya ana kıtasının merkezinde, tarihi olarak da insanlık tarihinin ana damarlarının üzerinde bulunmaktadır. Dünya üzerinde hem tarihi, hem kültürel hem de politik olarak bu kadar zengin başka bir ülke göstermek imkânsızdır.

Türkiye’nin günümüzde içinde bulunduğu problemler bizim için bir eksi gibi görünebilir. Ancak gelecek Türkiye;  birbirine kenetlenen, milli birlik ve beraberliğini tam olarak sağlamış, dünyanın merkezinde ben de varım deme potansiyeline sahiptir. Bu noktada dünyada birçok örnek bulunmaktadır: ABD 18.yy. de kuzey-güney savaşı yüzünden bölünme aşamasına gelmiş ama 19.yy de süper güç olarak karşımıza çıkmıştır. 2.Dünya Savaşı’nda yerle bir olan Almanya ve Japonya’nın da milli birlik ve beraberliklerini sağlayıp toparlanmaları uzun zaman almamış ve iki süper güç olarak dünya arenasına çıkmışlardır. Yani kişiler gibi toplumların da güçleri aynı zamanda zaaflarıdır; ya da tam ters bir ifadeyle toplumların zaaf görüntüleri aynı zamanda kendilerini bir iç muhasebeden geçirmeleriyle ayağa kalkmalarının hiç de zor olmadığı yukarıdaki örneklerle daha da iyi anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak kendi bunalımından dahi güç üretebilen toplumlar tarihe ağırlık koyma hakkını ve imtiyazını da elde ederler. Aksine kendi güç unsurlarını bile bunalım kaynağı olarak gören ve bu şekilde takdim eden toplumlarım mevcudiyetlerini sürdürmeleri asla mümkün değildir.

Bütün bu düşüncelerin ışığında Türkiye’nin sahip olduğu zenginliklerin farkında olması ve bu zenginlikleri bizi yıpratan güç unsurları olmaktan ziyade, rampasında fırlatılmaya hazırlanan bir roket haline getirmek tabi ki bizlere düşmektedir.

İsmail BÜYÜKAY

 

Bu yazı toplam 17 defa okundu.

2 kişi fikrini paylaşmış.

  1. eren safinaz

    sonuçta,dünya bir oyun sahnesi hocam.

  2. eren safinaz

    allah razı olsun bu arada,bu yazınız da gezi yazınız da (çinle alakalı olan ) (özellikle gezi yazınız daha .. ) çok güzel ve çok begendim

Ya senin fikrin? Haydi Yorumla!